was / were going to + V1Geçmişte düşünülen veya planlanan bir geleceği anlatır. Planın mutlaka gerçekleştiği anlamına gelmez.
Geçmişteki niyet: was/were going to + yalın fiil. Planın gerçekleşip gerçekleşmediğini bağlam belirler.
We were going to leave. · The train was about to depart. · She said she would come. Geçmişteki bir noktadan geleceği anlat.
We were going to visit the museum.
The train was about to leave.
She said the show would start at six.
Geçmişte planlanan, az sonra gerçekleşmesi beklenen ve geçmişten bakılarak tahmin edilen olayları ayırt et.
was / were going to + V1Geçmişte düşünülen veya planlanan bir geleceği anlatır. Planın mutlaka gerçekleştiği anlamına gelmez.
Geçmişteki niyet: was/were going to + yalın fiil. Planın gerçekleşip gerçekleşmediğini bağlam belirler.
wasn't / weren't going to + V1Geçmişte yapılması düşünülmeyen bir eylemi belirtir.
Wasn't / weren't going to + V1; didn't going to yanlış.
Was / Were + subject + going to + V1?Geçmişte birinin bir işi yapmayı planlayıp planlamadığını sorar.
Soru cümlesinde was/were özneden önce gelir: Were they going to...?
was / were about to + V1Geçmişte çok kısa süre sonra yapılacak gibi görünen eylemi anlatır.
About to = tam yapmak üzere olmak; going to kadar genel bir gelecek planı değildir.
was / were just about to + V1 + when + Past SimpleTam başlamak üzere olan bir eylemle eş zamanlı gerçekleşen başka bir olayı anlatır.
İkinci olay Past Simple kullanır; ilk eylemin gerçekleştiğini otomatik olarak göstermez.
said / knew / believed + (that) + subject + would + V1Geçmişteki bir noktadan bakıldığında gelecekte beklenen olayı bildirir.
Reported speech: will → would. Buradaki would geçmiş alışkanlık anlamında değildir.
was / were supposed to + V1Geçmişte yapılması beklenen ya da önceden kararlaştırılmış işi belirtir; gerçekleşmemiş de olabilir.
Supposed to = beklenti/görev; was going to = niyet/plan. Gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca belirtilir.
was / were to + V1Resmî program veya duyurularda geçmişten bakılarak planlanan olayı aktarır.
Was/were to + V1 resmî ve önceden planlanmış programlarda görülür; genel amaç bildiren to değildir.
Was going to niyeti; was about to çok yakın anı; would ise geçmişte söylenen veya düşünülen geleceği anlatır.
We were going to visit the museum.
Geçmişte planlanan ziyaret; gerçekleştiği kesin değil.The train was about to leave.
Tren tam hareket etmek üzereydi.She said the show would start at six.
Geçmişte söylenen geleceğe dönük bilgi.We were going to leave ifadesi ayrıldığımızı kesinleştirmez. We were about to leave ise hareket etmeye çok az kaldığını belirtir. She said she would leave cümlesindeki would geçmişteki bir bakış açısından gelecektir; geçmişte tekrarlanan alışkanlık anlamıyla karıştırma.
12 yaşam senaryosu × 8 yapı = 96 çift dilli örnek. Sahneleri değiştirerek geçmişteki planları ve beklentileri karşılaştır.
12 farklı günlük yaşam sahnesi
8 kullanım · B1–B2
8 flashcard: going to, about to, would, supposed to ve resmî was/were to yapıları.
8 hedefli alıştırma: plan, olumsuz plan, soru, çok yakın eylem, when ve geçmişten gelecek.
8 turda o zamanki niyeti, son anda yapılacak işi ve geçmişten geleceğe bakışı doğru seç.
Sekiz kullanım için dengelenmiş 48 soruluk havuzdan 10 soruluk mini test.
Plan, niyet, beklenti, aktarılmış gelecek ve yakın geçmiş anını karıştırma.
Geçmişteki bir noktadan, o ana göre henüz gelecekte olan bir olayı anlatmaktır: She said she would call. / We were going to leave.
Hayır. Was going to geçmişteki niyeti veya planı vurgular. Would, geçmişte söylenen ya da beklenen geleceği aktarır.
Çok yakın: The train was about to leave = tren tam hareket etmek üzereydi.
Tam bir eyleme başlayacakken başka bir olay oldu: I was just about to call when you arrived.
Hayır. I was going to study, but I fell asleep örneğindeki gibi plan gerçekleşmemiş olabilir.
Was supposed to dışarıdan belirlenmiş beklenti, görev ya da düzenlemeyi; was going to kişinin veya grubun planını anlatabilir.
Daha resmî, önceden ilan edilmiş programlarda: The mayor was to open the exhibition at noon.
Geçmişten aktarımda sıkça would olur: She said, “I will help.” → She said she would help. Zaman kayması bağlama göre zorunlu olmayabilir.